Saturday, July 11, 2009

Kenan Evren Neden Intihar Etmek Ister?
"Eger beni yargilamaya kalkarlarsa intihar ederim" demesi bilinc disi sarfedilmis bir cumle diye dusunuyorum. Hele hele Tunceliden Kamer beyin asagidaki yazisini okuyunca bunun da talihsiz bir demec oldugunu dusunuyorum. Semavi din ogretilerine gore bir kisinin kendisini oldurmesi gunahtir... Kenan Pasa hangi dine mensup? Sintocu Japonlar serefleri icin intihar ederler. Kenan Evren ne diye intihar edecek, yargilanmak kotu diye mi yoksa yargilandiginda kendisine ceza gelecek diye mi? Yargilanmak illa ceza almak midir? Yargilanip beraat edenler de vardir. O zaman bu korku niye? Demirel o kadar alasagi edildi, yargilandi neden intihar ederim demedi. Ecevit, Turkes, Erbakan herkes yargilandi... Bu yargiya guvenmiyorum mu yoksa ben yargidan ustunum mu yoksa yoksa hic kimse Turk ordusunun bir pasasini yargilayamaz mi demek oluyor? Turk ordusunun bir bireyinin yargilanmasi ordumuzun serefini, onurunu zedeler mi? Hayir aksine onun da seffaf oldugunu ve yanlis hesabin Bagdat'tan dondugunu gosterir...

"...12 Eylül, birçok masum inanın ölümüne, işkence görmesine, işinden ve aşından olmasına neden olmuştur. Eğer birileri ’Kanunu beklemeyeyim, cezamı kendim çekerim’ derse kendisini tebrik ederiz. Kenan Evren de öyle kahramanlık yapmasın. Kendisi büyük bir suçludur. Tavsiye ediyorum, bugünden tezi yok intihar etsin..." Kamer Genc

11 Eylul'de gozumun onunde bir polisin kolu koptu sishane de ne oldugu belirsiz bir pankarti indireyim derken yaralandi. ustelik hic bir sol fraksiyona ait gibi degildi o pankart... O aksamustu bir olaganustu durum vardi her yere tanklar cikmis sokaklarda askerler dolasiyordu ve o gece kac kisi oldu kimse soylemedi. Belki de hic olmedi ve sabaha karsi onun sesi ile uyandik... Acabalar kafalari kurcaliyorken gelecek nesillere olan sorumlulugumuz nedeni ile Evren pasa, Tahsin Pasa tum komutanlarimiz neden ve nasil oldugunu aciklamadirlar...



Labels: ,

Thursday, July 02, 2009

4 Din Adami 10 Ateist ve Ingiltereden Bir TV Show...
Kendilerini Ateist olarak tanitan ya da oyle oldugu 4 din adami tarafindan tasdiklenmis olan on kisi bir TV programina cikacaklar ve bu TV programinda Yahudi, Hristiyan, Musluman ve Budhist 4 din adaminin telkinlerini dinleyecek olan bu kisilerin arasindan Ateistlikten vazgecip bu dort dinden birine gececek olanlarin arasinda yapilan secim sonucu Yahudi ve Hristiyan olanlar Kudus'e, Musluman olan Mekke'ye, Budhist olan ise Tibet e gidecek... TV ekranlarindan haftalar boyunca ikna seanslarini ve yarismasini seyredecegiz. Oylar verilecek evet evet bu adam iyi dinledi, dinin gereklerini ogrendi basin SMS leri... Kazansin TV programi, eglensin siradan insanlar...

Birkac acidan bakabilirsiniz; dinler arasi yarisma, ateistlere karsi saldiri, eglence programi, dinsizlere egitim, Yahudi ve Hristiyanlara Islam/Muslumanlara Yahudilik ve Hristiyanlik egitimi?

Bana gore bu insana onun dusuncesine hakarettir, inanlara kufurdur. Ayrımciligin en ust ornegidir. Yahudilige, Hristiyanliga, Islama, Budizme, Ateistlere hakarettir. Herkesi asagilamaktir. Yuce TV imparatorunun eglencesi olmaktir. Tanriya inanmiyorum diyen bile inanmiyorum diyerek "supreme power" varligini kabul etmektedir. Inananlar ve inanmayanlar top yekun boylesi yarismalara karsi cikilmalidir. Zira bunun arkasinda senin din adamin, benim din adamim gibi bir gariplik ortaya cikacak, toplumda Ateist, Nihilist vb gruplara karsi gaddar tavirlar ortaya olusacaktir.

Eger amaciniz gercekten toplumlari egitmek ise bunun yolu bu tip yarismalardan gecmez. Devlet TV istasyonlari ile ticari olarak varligini surdurebilmesi reklam gelirine bagli olan bu tip medyanin savasi sonucta insanlari bambaska yone surukleyecek gibi gorunuyor. Bu gibi olaylarin onune gecilmesi ancak "ozdenetim" ile mumkun olabilir. Sansurcu denetimden az cekmedik, ama sansursuz olmasi da epey goturuyor bu durumda hepimizin konusmasi lazim. Mamafih kulturu ve birikimi belli kisilerin sermaye tarafindan yayin organlarinin basina getirilmesi ve onlarin tercilerini dogrultusunda yonlendirilmemiz bu sonucu dogurmuyor mu? Banka da GMY olmak icin universite ve onlarca yillik deneyim. Kamunun yonlenmesini saglayacak medyada ise ... Sonuc ortada...


Labels: , ,

Saturday, June 27, 2009

Her Gordugun Biyikli Baban Olmaz...

Boo.com 1998 de Ernst, Patrik ve Kajsa nin kurmus oldugu muthis bir kampanya ile acilisi yapilmir bir web sitesiydi.. Sattiklari marka elbiselerdi. Maysi 2000 de iflas ettiler. Web tarihinin trajedilerinden biriydi...Ernst bu deneyimini 2001 de kitap yapip "boo hoo" yayınladı. Kimilerine gore fikir iyiydi ama saldirgan pazarlama plani bu sonucu dogurdu, kimisi JavaScript ve Flash ile calisan avatar misali Miss Boo dan kaynaklandigini soyledi. Ozellikle dial up modemler zamaninda onca programi yuklemek sorundu... Sadece 6 ayda 188 milyon USD harcayan bir sistemin batmamasi imkansizdi... Sisteme inananlardan biri de 40 milyon USD veren Lubnanli Hariri ailesinin Omnia fonuydu.

Web sisteminde en iyisini dusunseniz bile zamani degilse, teknoloji yerinde degilse, ne kadar reklam yaparsaniz yapin Mr. Market knows the truth....

Labels: ,

Saturday, June 20, 2009

Goruntu Hirsizligi veya Golge Depoculuğu Ekonomisinde Ben
(Me, in The economy of Image Thievery or Shadow Collection)


Elimde bos bir cerceve var, gozumun o an gordugunu hapsediyorum icine. Kisilerin, topluluklarin, binaların kisacasi cevrenin o an itibari ile gercegini degil ama golgesini sabitliyorum cerceveye... Cercevenin icine girenin haberi olmuyor; ne agacin heybeti, ne mabetteki huzur, ne o guzel kizin gulen ifadesi hic birinin haberi yok cercevelendiklerinden bu yansimalarinin baskalarinin beyinlerine de yansiyacagindan, algilanacagindan. Bundan maddi bir cikarim yok sadece manevi cikarim var. Bana bir anlik mutluluk veriyorlar. Sonrasinda depodan cikarip bakinca beni o ana goturup o ani yasatiyorlar...Bazen istek uzerine calisiyorum dakikalarca karsimdaki de biliyor onun hayalini hapsettigimi, ondan bunu ebediyete kadar aldigimi... Ama o goruntuler ayni hazzi veremiyor.. Ya da izin istiyorum genc ciftten, ihtiyardan, cocuktan mekan ile beraber goruntusunu odunc aliyorum ondan... Bundaki haz da bir baska... Bu isi yapabilmek icin bir cihaza ve onun sarf malzemelerine ihtiyacim var. Kimi insanlar goruntulerini digerlerine, ya da kendinden sonra gelen nesillere aktarmak istiyor ve buna belli degerler odemek arzusundalar. Makina, objektif, film, slide, tarayici, duzeltme yazilimlari, yaratici insanlar, kolleksiyonerler, aileler iste size bir sektor...

67 yılı idi sanırım ilk B&H film makinası ile tanistigimda... Makinanin yaninda bir kolu var ceviriyorsun zemberek kuruluyor ve 8 mm Normal film cekiyorduk. Filmi Sirkeci'de yikamaya verirdi babam sonra gecesinde makinayi kurar beyaz duvara yansitirdik 3 dakikalik sessiz filmleri... 70ler di sanirim Canon Super 8 film makinasini Arap bir turistten hayli yuksek fiyata aldik. (Bu makina ile 2004 e kadar cekim yaptim) ilkokulun son yılı idi babam ingiltereden bana ve amcamin ogluna Kodak fotograf makinasi getirdi, uzerinde flash cube leri var bir defalik flashler... Makina ucuz, film ve flash ise hayli pahali.. Ortaokulda artık babam bu sefer Japonyadan bana Yashica 35 mm SLR getirmisti. Pratik yapmak enstantane, diyafram, ASA vb uzerinde birikim saglamasi icin elimde not defterine kosullari yaziyor buna gore cekim yapiyor sonrasinda iyi kotu cikan fotograflarda hatalarimi ogreniyordum. Mahalledekli cocukarin fotograflari, dugun dernek derken fotograf hobilikten cikip harclik cikartan is oldu bana... Lisede, universitede yillik kollari, kisilerin ozel gun fotograflari...

Belli bir seviyeye gelmistim. Kendim banyo yapiyor ve forte kagitlara basiyordum. Evin bir tuvaleti karanlik odaya donuyordu muayyen zamanlarda... Film pahali oldugundan sinema filmini alip 1.5 metreden kesip eski kartuslara yukluyordum. Isin ucuz yolunu bulmustum hatta bundan gelir elde etmeye baslamistim. Fotograf ve film satiyordum. Sirkeciden aldigim 35 mm renkli ve siyah beyaz filmi metrelere bolup renkli ve siyahbeyaz satiyordum. Bir yandan da hosuma gidenleri cekiyordum. Sepya denemeleri, ust uste baski, stereo baski, rotus, eski fotograflardaki hatalari kalemle duzeltme, eskiden yeni uretme, foto montaj.. Dergilere abonelikler kitaplar. Sanayi fotagraficisi ITU den mimar agabey, Studyo Fotografcilari, fotoMuhabirleri (hala makinalarimin altinda Babur yazisi durur) farkli alanlardaki goruntu sihirbazlarini taniyordum.. Milliyet'in duvarlarinda spor enstanteneleri duruyordu ceken agabeyimizin zoomlari inanilmazdi bir tek onda vardi boyle makinalar. Ben inatla 6X9 Hasselblad a hayrandim...

80 li yillarda Univ of Southern Cal. Los Angeles da sinemacılık okulunda ders alirkenLeica, Hasselblad gibi sinifin en ust modelleri ile studyoda calisma olanagina ancak erisebildim... Sirkeci de fotografcilarin dukkanlari onunde epey zamanim gecerdi hayran hayran makinalara bakardim. Butcem yetmediginden Ersin amca eski bir fotografci olarak dayimin sayesinde bize zoom, tele, wideangle lensleri verirdi cekim sonrasinda kendisine getirirdik... NYC ye gittigimde farkli olmamisti kütüphanelerde fotograf dergilerine bakiyor, 47th street de "window shopping" yapiyordum. Kararimi vermistim Canon ile devam ediyordum. Canon AE-1, Canon A1, Canon T-90... Artık butcem biraz daha farkli idi ilk cikan seriyi alabiliyordum. Los Angeles daki gunlerimde ise Seattle Film Works ile karsilastim. Seattle daki girisimciler benim yillar once yaptigim gibi sinema filmlerininde dia yapiyor hem de bunlari print+dia olarak veriyorlardi. Model universite ogrencilerini hedef almisti. Universitelere astiklari ilanlarla musteri topluyorlardi. Once adresinize iki adet bedava film gonderiyorlar process icin Seattle a on odemeli zarf ile gonderiyorsunuz. Zarfin icine check ya da kredi karti bilginizi koyuyorsunuz onlar da parasini aldiklari isi size yine posta ile teslim ediyorlardi.. Yine orada eskinin fotograflarindan nasil renkli fotograflar uretildigini.. Sayısala geçiş başlamıştı 35 mm makinalar discount storelarda idi. Kullan at makinalar vardi. Albumler bitiyordu Japonlar tam bir goruntu canavari idi sakir sakir resim cekiyorlardi sayisal makinalari ile DSLR her alanda goze carpiyordu Agfa bitmisti, Kodak kendini yenileyip digital makina uretimine girdi. Forte yokoldu. HP sayısal makinalarin goruntusunu basmalari icin amator makinalari ucuz fiyata eve soktui yillar oncesi Kodak mantigi ile kagit ve murekkepten para kazanmaya basladi. Sony pazarda birden oyuncu oluverdi. PhotoShop gibi yazilimlar ve bunu kullanabilenler pazarin oyuncusu oldu. Artistlerin fotografcisi Sureyya gitmis yerine Photoshop ustasi Nihat gelmisti. Photoshop denilen yazilimi Nihat in nasil kullandigini gordum. Reha fotograflara boya ile renk katardi. Nihat ise gormek istedigini yapiyordu. Peki goruntu bu durumda gercekten kimindi? Telif eserlerdeki gibi adamin vucudu Nihat a ilham mi vermisti yoksa Nihat bir tasi keserek yontarak bir heykel mi yapmisti... Goruntu avcisi miydi, goruntu ressami mi yoksa depocusu muydu? Oyle ya da boyle bir ticaret unsuru vardi. Arada degisim araci para donuyordu...

Hala dusunuyorum, ben bir goruntu hirsizi miydim, Orhan Veli nin Dalgaci Mahmut'u misali golgenizi deforme edip sizin begeninize sunan birisi miydim, sizin hayalinizi hayalimle birlestirip ticarilestirebilen biri miydim?
Simdilerde biliyorum sadece hayal depocusuyum. Depomdaki goruntuleri yavas yavas paylasima aciyorum, goruntulerini aldiklarim beni bagislasinlar ozel goruntuler haric hepsini shareware mantigi ile kullanima veriyorum. Eger bundan ticari kazanc elde ederlerse madden desteklerini esirgemesinler, yok etmeyeceklerse paylasmaya onlar da devam etsinler...

Labels: ,

Saturday, June 13, 2009

Iran Ahmedi Nejad ve Musavi
Bir secim daha sona erdi. Iranda da TR de oldugu gibi secim oncesi ayni yardimlar yapildi. Patates verildi, yiyecek verildi, petrol parasi fakir halka verildi. Musavi kizmisti her ne kadar 78 sonrasi donemde basbakanlik yapmis bile olsa. Dendigine gore web sitelerini Musavi yandaslari guncelleyememis. Hatta resmi ajans sitesinde adi "Musevi" olarak yazilmis. SMS ile yapilan devrimi bildiklerinden GSM networkunu bloke etmisler. Bunu Nejad mi soyledi. Hic sanmiyorum ama Nejadin taraftarlari yapmis midir, yapmistir sanirim boyle bir iddia varsa. Yani ayni donemde gorev almak (78 sonrasi rejimi) birbirinizin aynisi olmanizi gerektirmiyor. Yani sizi oraya sectirenleri unutmamaniz gerekiyor. Rezayi ve Hucettul Islam Mehdi Kerrubi nin oylari o denli yuksek olacagi zaten beklenmiyordu. Ne Bembeyaz sakali basinda sariki ile tam bir dini lider gorunumunde olan Kerrubi ne de Ianli bir tuccar gorunumunde olan Rezayi ye bu alani birakmayacak durumda Nejad...

Gectigimiz donemde AKP den ayrilan bir bakanin parti calismalari basarili olamadi, eski donemden Inonu'nun ardindan CHP den ayrilanlarin kurdugu Guven Partisi buyuk hezimete ugramisti. MSP den dogan AKP ise Saadet Partisi ile arasını hayli açtı. Tabanı tanıyan onu okuyan oyları alabilirse de secimlerde her zaman yandas kayirma var. Zira tepe buradan kazanacaksiniz dediginde her yol mubah oluyor. Baskan yap ne yaparsan yap istersen kanunsuz ya yakalanmadigin surece yanindayim, en ufacik bir seyde silerim deyince ve de rant buyuk olunca. Gecmis donemde Kadikoy Belediye secimlerinde DSP ve CHP cekismesinde baskan adaylari ile onlarin alt listesi arasinda cok ilginc farklar olusmustu. Tipki Florida secimleri gibi.

Sonucta Irandaki secim her ne kadar Iranin ic isi ise de, dis politika acisindan bizim gelecegimiz acisindan da cok onemli. Komsumuzda olanlar, olacaklar bizi dogrudan ilgilendiriyor. Onumuzdeki yillarda da Ahmedi Nejad lider olarak Iran'i yonlendirecek ve bu politikalardan hayli etkilecenecegiz. Umarim bu etkilesim olumlu yonde olur.

Not:Irandaki secimlerin bizden farkli bir tarafi ise camilerin oy verilen kamusal alanlar olarak kullanilmasi. TR de ise camilerimiz boylesi bir is icin kullanilamiyor.

Labels: ,

Sunday, June 07, 2009

Taksi Soforleri ve Insanlar...
Fayton, Bisiklet, Araba suruculeri bunlar toplumun aynasidir diye dusunurum. Her gittigim ulkede soforlerin turistleri nasil korkutup soymaya calistiklarini bircok kereler gordum. Yerli ya da yabanci farketmiyor.
Istanbul daki galata koprusunun baglantilarindan gecerken araba ziplardi, Istanbula yeni gelmis haci aganin mallari cok oldugundan her geciste ver 10 Lira deyip adami soymustu Istanbulu sofor. Ankaraya ilk gidisim sanirim 18 yasindaydim yanimda Ankarali Murat var. Taksiye bindik bizi bakanliklardaki Shell yerine bir benzin istasyonu onunde birakti ve bunun arkasi Genel Mudurluk oraya araba girmiyor dedi. Oysa epey asagida ana cadde uzerindeymis. Gunduz tarifesi yerine gece tarifesini acan soforle tartistim, bir baskasi ben binmeden taksimetreyi acmis geldi. Bir digeri kornaya baglamis sistemi her kornaya bastikca kontor atiyor. Birinden duydum bir kopruden gecip obur kopruden donerek gitmis varacagi yere sebep de basit orada trafik cok sikisik... Nasil bir mantiksa?
Istanbul Havalanindaki taksiler yakin yere gitmezler, giderlerse de epey bir para isterler. Bagaj icin ayrica para isterler. 2 kisinden fazla iseniz ayrica para talep ederler. Istanbulun taksi soforleri ayrica uzun ve acik yollari cok sever, kisa ve yogun yollara girmek istemezler. Cekmece nin kirmizi taksileri burada calismamasi gerekir ama yinede calisirlar. Denetleme konumunda olan trafik polislerinin de taksileri vardir ama gercek sari taksi degildir diye soylenir soforler arasinda. Kimi soforler arabalarin farkli yerlerine koyduklari aynalarla ic camasiri kontrolu de yaparlar. En guzel muzik tesisatini bunlarin araclarinda bulmak mumkundur, sabhatan aksama kadar binenlere kendi muziklerini radyolarini dinletirler. Siz bir istasyon isterseniz yok daha neler derler. Oysa sizin kendisini ve arabasini o zaman icin kiraladiklarini buun karsiliginda para aldiklarini anlamazlar. Istanbulun bir kismini bilirler, ara yollari bilmezler. Semtleri size sorarlar nasil gidilir diye. Almanya da ise sinava girerken sartlardan biri de gunun saatine gore nereden ve nasil gidilecegini bilmenizi isterler. Istanbulda ise is yapamayanlar taksi soforu olur, dernekleri mevcuttur ama bu dernek ne amacla vardir, yonetim kurulu kimlerdei kime ne yarar saglar belli degildir. Korsan taksiler vardir. Kimlerin islettigi bellidir, araba kiralama sirketleri olarak faaliyet gosterirler. Yurtdisinda da benzerdir aslinda.

70li yillarin ortasi Milano da babamla bir fabrikaya gidecegiz. Duoma dan taksiye bindik, bizi cevre yoluna cikardi ayni yerlerden tekrar geciriyor. Babam sinirlendi tartistik. Giderken verdigimiz paranin 1/3 une geri donduk. 90 li yillarin basi Metin ile beraber Roma dayiz taksi bizden fazla para almak istedi. Carabinari yanibasimizda idi onu cagiririz deyince yuzumuze paralari firlatti ve kacti. Gecen hafta Napolideyiz taksi cagiriyoruz, Mercedes geliyor, anlastigimiz fiyata bir yere gotureek orada bekleme yapacak ve bizi geri getirecek. Parasini veriyoruz bizi tehdit ediyor. Bu acentanin benim param nerede diyor. Kavga cikmasin diye para veriyoruz. Istanbuldan daha da kotu Napoli...

Londrada taksi cagiriyoruz siyah taksi geliyor. Gayet ciddi efendi. Bir baska sefer kaldigimiz yerdeki resepsiyon gri bir taksi cagiriyor bunu fiyati digerlerine gore daha ucuz. Sonradan anliyoruz kacak taksi... Singapur'da taksilere olduk olmadik yerden binilmiyor. Yerleri var oradan binip inebiliyorsunuz. Seattle da laptop cantasini unuttum taksi soforu arkamdan yetisip getirdi. Cindeki taksilerde one oturmak imkansiz. Korumali bir sistem var. En yaygin sistemlerden bir tanesi bozuk ver, bozugum yok demeleri. Rahmetli babam inadina kurusu kurusuna oderdi. Sofor kizardi. Neden bozuk para veriyorsun diye.

Bodrumdayiz taksi cagirmasini istiyoruz otel sahibinden yok diyor bulunmaz bu saatte. Kendi arabasini veriyor, taksi parasindan fazla yazarak... Serbest ekonomiyi icine hayli sindirmis bir Alamanci kendisi... Shuttle servisi var tatil sitesinin taksi soforleri buna kizgin ama guvenli bir turist olarak birkac kurus fazla da versem onlarla gitmeyi yegliyorum. Istanbulda da ayni otellerin servisini kullanmayi yegliyorum. Taksi soforu A/C acmak icin extra para talep ediyor. Hakli diyorum ote yandan arabasinin motor hacmine gore hesaplanmiyor ki. Kimisi LPG kimisi Dieseli kimisi benzinli peki nasil calisacak sistem?

Seattle, Paris, Hollanda, Afrika her yerde taksiler var. Gelismislik orani ile de bagli degil ama Ingiltere, Almanya, ABD disinda taksi soforleri benim sansima hep zipkin serseriler... Avrupa ve Amerikada kadin soforler.

Toplumun hagi kesimi taksi soforu oluyor, bunlara kim boyle olmasini ogretiyor. Bu insanlari nasil daha iyi isler hale getirebiliriz diye dusunuyorum. Yanit sistemin derinlerinde biliyorum...

Sunday, May 31, 2009

72 Programlama Dilinin Mukayesesi

Benim yetisebildigim diller fortran IV, cobol, makina dilleri idi. O gunden bugune bircok dil ile tanistim. Her zaman hangisi sorusu kafami mesgul etti. Babil in kulelerindeyiz sanki 72 dilin konusuldugu bir dilin digerini anlamadigi ortam. Hangisini bilmeli... En cok kullanilan en hizli olan midir en az satir kodu ile yazilan midir...

Neyi neyle kiyaslayacaktim. Sonunda bir blogda rastladim.
"The speed, size and dependability of programming languages" makalesinde Guillaume Marceau
analiz ve grafikleri olusturmus. Tabi bu listede Fortran FIV F78 F90 artik gorulmuyor.Onu yerini F95 almis durumda.

Bu analize gore hangi dilleri calismanin daha iyi oldugunu goreceksiniz. Umarim yararli olur...

Programming language measurements A to Z
*Java 6 steady state approximate jvm steady state
Ada 2005 GNAT large-scale safety-critical software
ATS dependent types & linear types plus theorem proving
BASIC FreeBASIC quickbasic compatible imperative programming Gentoo
C CINT seamless c c++ interpreter compiler Gentoo
C Cyclone safe dialect of c Debian
C GNU gcc unchecked low-level programming
C Intel unchecked low-level programming Gentoo
C Tiny unchecked low-level programming Debian
C# Mono oo plus functional style (mono is not ms .net)
C++ GNU g++ c plus objects plus generics
C++ Intel c plus objects plus generics Gentoo
CAL lazy functional programming for jvm Gentoo
Clean lazy & strict pure functional programming
D Digital Mars c++ reduced and simplified Gentoo
D GNU c++ reduced and simplified Debian
Dylan Gwydion multi-method oo programming Debian
Eiffel SmartEiffel everything is an object plus design by contract Gentoo
Erlang HiPE concurrent real-time distributed fault-tolerant software
F# Mono higher-order type-safe programming (mono is not ms .net)
Forth bigForth extensible postfix stack programming Gentoo
Forth GNU GForth extensible postfix stack programming Gentoo
Fortran G95 pioneering numeric and scientific programming Gentoo
Fortran Intel pioneering numeric and scientific programming
Groovy “agile” “dynamic” “java compatible” for jvm
Haskell GHC lazy pure functional programming
Icon high-level string processing Gentoo
Io everything is a prototype object minimalism Gentoo
Java 1.4 -server ubiquitous jit server virtual machine Gentoo
Java 6 -client ubiquitous jit client virtual machine Gentoo
Java 6 -server ubiquitous jit server virtual machine
Java 6 -Xint ubiquitous bytecode interpreter virtual machine
Java 6 -Xms64m initial java server heap size 64m Gentoo
Java GNU gcj optimizing ahead-of-time compiler Gentoo
JavaScript JavaScriptCore WebKit-based ECMA scripting implementation Debian
JavaScript Rhino web-browser to jvm scripting Gentoo
JavaScript SpiderMonkey ubiquitous web-browser embedded scripting Gentoo
JavaScript TraceMonkey ubiquitous web-browser embedded scripting
JavaScript V8
Lisaac everything is a prototype object plus design by contract
Lisp SBCL pioneering s-expression oriented programming
Lua associative arrays for extensible embedded scripting
Lua LuaJIT jit compiler fully compatible with lua 5.1
Matlab GNU Octave linear and nonlinear problems and numerical experiments Debian
Mercury first order logic & types & modes Gentoo
Mozart/Oz multi-multi-multi-paradigm distributed programming
Nice multi-method type-safe oo for jvm Gentoo
Oberon-2 OO2C modular programming plus objects Gentoo
Objective-C GNU c plus a thin layer of smalltalk Debian
OCaml modular type-safe strict functional programming plus objects
OCaml (bytecode) modular type-safe strict functional programming plus objects Debian
Parrot PIR intermediate code for parrot byte code or parrot asm Debian
Pascal Free Pascal imperative programming plus objects
Perl server-side shell & cgi scripts
PHP scripts embedded in html, and much more
Pike explicitly-typed dynamic oo programming Gentoo
Prolog SWI goal-oriented pattern-matching rules and facts Gentoo
Prolog YAP goal-oriented pattern-matching rules and facts Gentoo
Python uncluttered imperative programming plus objects
Python 3 the new Python
Python IronPython scripting for .net (mono is not ms .net) Gentoo
Python Psyco representation-based just-in-time specialization Gentoo
Python pypy Python in Python
Rebol metadata scripting for distributed computing Gentoo
Rexx Regina historic - originally ibm - scripting Debian
Ruby programmer fun - everything is an object scripting
Ruby 1.9 the new Ruby
Ruby JRuby everything is an object scripting for jvm
S-Lang embeddable extension language Debian
Scala higher-order type-safe programming for jvm
Scheme Bigloo statically-scoped properly tail-recursive dialect of lisp Debian
Scheme Chicken translate scheme source to portable c code Gentoo
Scheme Ikarus R6RS compatible incremental compiler Gentoo
Scheme PLT statically-scoped properly tail-recursive dialect of lisp
Smalltalk GNU uniform reflective environment - for scripting Gentoo
Smalltalk Squeak uniform reflective environment - real live objects Gentoo
Smalltalk VisualWorks uniform reflective environment - real live objects
SML MLton whole-program optimizing compiler Gentoo
SML SML/NJ modular type-safe strict functional programming Gentoo
Tcl everything is a string - programmable programming Gentoo
Zonnon Mono active objects (mono is not ms .net) Gentoo

Labels: